Kısa Film Öyküsü:

ÇIĞLIK:Ya da Konur Sokak’ın Sakinleri

Bu filmin, film öyküsünü yazmak olanağı yok, çünkü çekim sırasındaki ayrıntılar öykünün ta kendisi olacaktır. Bu yüzden, yapılmaması gerektiğini bilmeme karşın yönetmenin sorumluluk alanına gireceğim.

Akşamüstü. Ankara’daki kitapçılarla dolu Konur Sokak.

Sokağın Meşrutiyet Caddesi ile birleştiği noktaya yakın yüksekçe bir yerden, aynı sokağın Mülkiyeliler Birliği ucundan kameraya doğru gelen ve de Mülkiyeliler’e doğru giden kalabalığı sabit bir kameradan, hatta belki de, hiçbir yakın plan almayan sabit açılı bir gizli kamera gözünden izleriz.

İstenirse, geçenlerden bazılarına yakın plan da yapılabilir. Söz gelimi, birbirine sarılmış yürüyen iki sevgiliye, kitap torbaları taşıyan bir gence, varsa bir şeyler tartışanlara, saçına başına çeki düzen veren bir kadına, ama ille de sokakta yürüyen ve o akışın, o gidişatın parçaşı olanlara yakın plan yapılabilir. Amaç, çekimin yapıldığı o gün, o saatte sokağın kameraya sunduklarını izleyene “Dur bakalım ne olacak?” ve hatta “Eee, ne olacaksa olsun artık!” dedirtene kadar filmi çekmektir.

Bu resmi geçit izleyeni sıkacağı tahmin edilen birkaç dakika boyunca sürer. İzleyen gelip geçenlerle neredeyse özdeşleşmeye çalışırken, ya da marifet geçenlerdeymiş gibi, onların yüzlerinde bir şeyler aramaya başlamışken, sokağın Mülkiyeliler ucundan bir çığlık duyulur. Ciyak ciyak bir kadın çığlığıdır bu. Ya da eti mengeneye kıstırılmış gibi böğüren bir erkeğin çığlığı. Çığlık dendiğinde akla gelen genellikle kadın çığlığı olduğu için, belki de, değişiklik olsun diye, bir erkek feryadı yeğlenebilir.

Kameraya doğru yürüyenlerden büyük bir kısmı durur, (duracaktır) ve arkalarından gelen bu çığlığa doğru dönerler. Çeşitli tepkileri görüntüler kamera. Bir iki kişi ne olduğunu anlamak için geriye doğru yürür ve/ya da Mülkiyeliler önünden geldiği sanılan çığlığın sebebini anlamak üzere o tarafa doğru koşar.

Ama çığlığı duydukları sırada yürümekte olanların çoğunluğu yoluna devam ederler (edeceklerdir).

Kamera, daha kısa bir süre boyunca geçenleri görüntülemeyi sürdürür. (İkarus mitinin yeni bir uyarlaması sayılabilir bu çünkü hayat diğerleri için devam etmektedir.) Belki, çığlığın hemen ardından, çığlığın ne olduğunu anlayanların yeniden kamera önünden geçmesi bile olasıdır, ama giderek filmin başında gördüğümüz türden yüzleri, yani bu çığlığın atılacağından habersizce geçen insanların yüzlerini yeniden görürüz. Aynı yüzler olması gerekmez. Amaç, çığlıktan öncesi ve sonrası arasında görüntüde çıkan ironiyi yakalamaktır. Çığlıktan bir dakika sonrası çığlık atılmadan önceki zaman ile aynıdır.

Film, hiçbir şey olmamış gibi--ki çığlık sonrası geçenler için olmamıştır da—yürüyen ve az önceki çığlığı duymayan kayıtsız yüzlerde donarak bitebilir.

Not: Çığlığı atacak kişiden başka bir oyuncuya gereksinim yoktur.


anasayfa/mainpage