DİJİTAL KOLORATÜR SOPRANO

Zor, çok zor. Sonu ta başından belliydi. Onun gibisi gelmedi dünyaya. O bir tansık. O bir ilah. Kaç yıl izledim onu. Hiçbir konserini kaçırmadım; ne kadar plak, kaset, CD doldurduysa hepsini aldım; söyleşi, gazete kupürü, hakkında yazılan çizilen ne varsa topladım. Eskicilere sattıklarını bir bir satın aldım. Evim tam bi Semra Hanım arşivi. Onu tutkuyla sevdim, taptım ona. Bu nedenle de her hafta hiç aksatmaksızın onu ziyaret ediyorum. O benim geçmişim, şimdim, kimbilir belki de geleceğim. Onu en iyi tanıyan ben olduğum için, onunla ilgili bir program yapmamı istediler, “Dijital Koloratür Soprano’nun Sonu” diye. Ben de canınız cehenneme diyerek Kanal 29’daki işimden istifa ettim…
Addio del passato. En beğenilen aryam oldu. Verdi’nin La Traviata’sından. Aa, dinlemediniz mi? Hoşça kal geçmiş. İsterseniz okuyuvereyim.
Önce size “Dijital Koloratür Soprano” adını neden taktılar Semra Hanım, bir anlatıverin n’olur?...
Anlatayım efenim. Küçüklükten beri taklit yeteneğim çok güçlüydü. Her duyduğum sesi aynen çıkarma yeteneğim var. Sanki diyaframımla ağzım arasında bir dijital kompütür var da her duyduğumu kaydediyor. Sonra, o ses ağzımdan aynen çıkıveriyor. Hani şu Japon aletleri var ya, mikrofona bir ses veriyorsunuz, o sesi bir diskete kaydediyorsunuz, sonra klavyede istediğiniz parçayı o sesten çalabiliyorsunuz, işte öyle. Erkek, kadın, çocuk, hayvan, eşya, hiç fark etmiyor, herkesin, her şeyin sesini çıkarabiliyorum, yeter ki ses çıkarsın. Duyduğum, gördüğüm her şeyin hafif bir gölgesiyim sanki. Ombra leggiera. Ah, o da nefis bir aryadır. Giacomo Meyerbeer’in Dinorah’sından…
Bakın çocuklar böyle bir vaka bir daha karşınıza çıkmaz. Bu kriz merkezine böylesi gelmedi. Etini kıvırıyorum, tepki vermiyor. “Mış gibi” olan her şeyi taklit edebilirken gerçeklere kapatmış kendini. “Öyle olma” özelliği geliştirmiş, bir çeşit savunma mekanizması tabii ki. Semra Hanım bu klinikteki en değerli hastamız. Ona iyi bakın. Her an başka bir kimlikte çıkabilir karşımıza…
Bu yeteneğin sayesinde hiç yalnız kalmadın Semra’cığım. Ama, arada sırada mekan ve zamanı şaşırıyorsun. Ee, ürkerler tabii. O çocuğu nasıl da korkutmuştun! Sonra da, hüngür hüngür ağlayan çocuğa “Zırlama lan! Salak! Bu da bir şey mi? Yaşam sana öyle şeyler gösterecek ki benim korkunç sesimi arayacaksın,” demiştin. “En iyisi şimdiden uyan da öldür ne var ne yoksa. En başta da sevgiyi. Senin de çok zamanını almasın anlamak. Anlamak ve şarkını söylemek. Haydi bir şarkı söyle bana! Söyleeeee!” Böyle demiştin, sonra da anne babası dehşet içinde bakarken, sen çocuğu dövmeye başlamıştın…
Opera sanatçısı olmasaydınız Semra Hanım, ne olmak isterdiniz?...
Neyzen. Kendi köşemde sessizce ney çalmak isterdim. Opera ve ney. Ne ilgisi var demeyin. Bana çok yüce bir ses gibi geliyor ney sesi. İnsan sesine en yakın ses derler, bilir misiniz? ... Senden nefret ediyorum anne. Canın bu denli kıymetli miydi? ...
Hele, o neyzenlerin başlarını bir yana kırıp da soluklarını neye üflemeleri beni çocukluğumdan beri çok etkilemiştir. Bu yüzden ney dersleri aldım. Hala çalarım.
Evet duyduk Semra Hanım, hem de güzel çalarmışsınız. Eminim, izleyicilerimiz de merak ediyordur. Bize bir parça çalar mısınız? Bir kuplecik olsun. Çalarsınız dii mii? Ama önceee reklamlaaar! Sakın bir yere ayrılmayın…
Bir de şu ilaçları vermeseniz…
Niye yalnızca ziyaret günleri sakinleşiyorsunuz? …
Anlayamıyorum. İşkenceciler geldiğinde, Filistin askısına mı iğne yapardınız? O çığlık atıyor ama siz hep benim koluma iğne yapıyorsunuz. Televizyon izlerken “Yangın Var” programı sırasında koğuşunu ateşe vermeye kalkıyor, siz bana iğne yapıyorsunuz. Beni bağışlayın ama bu beyaz üniforma içinde ölü orospulara benziyorsunuz. Şöyle biraz far falan sürseniz. O minicik gözleriniz iri iri görünürdü. Bir de mavi lens. Bak işte bööölee! Kirpikleri de taktık mı tammaam. Şimdi çok özel oldum işte. Hep iğne yapıyorsunuz. Kollarım kevgire döndü. Bu akşam Prizma programında söyleşim var. Yarın sabah ilk iş güneşe çıkarın saçlarımı ne olur. Ne olur iğne yapmayın artık. Bırakın istediğim gibi, istediğim seste söyleyeyim şarkımı. Biliyorum bu kadar kalabalık sizi bunaltıyor ama ben onlarsız bir hiçim…
Uğur Mumcu, beş milyon…
Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından sahnelenen ünlü oyunun adıdır…
Sakıncalı Piyade nedir? …
Doğru. Toplam ödülünüz altmış beş milyona yükseldi Semra Hanım. Sıra yine sizde…
Milyonlar katleden eller nerede? Bastığın toprağa sor da söylesin…
Ne olur yarın saçlarımı güneşe çıkarın da tarayın. Biraz parlasınlar, yarın gece gala var. Wagner’in Siegfried’inde ejderi oynuyorum. Ben kendim uyurum, iğne yapmayın…
İyi akşamlar sayın izleyiciler. Bu akşam ünlü dijital sopranomuzun geçen hafta canlı yayında o çok sevdiği neyini kırıp minik minik parçalara ayırışını bir kez daha yayınlayacağız. Uluslar arası gururumuz sanatçımıza acil şifalar diliyoruz. Gözünüz bizde olsun…
Bulaşıcı hastalıklar dört milyon…
İnsana sıçan bitinden bulaşan ve tarih boyunca milyonlarca can alan hastalıktır…
Biiiip! …
Ne yazık ki süremizi aştık! Doğru soru “Veba Nedir?” olacaktı…
Saçlarımı ne olur güzel tarayın. Bugün ziyaret günü. Yarın bana bir ney daha getirirsiniz, değil mi? Bir de, Madam Butterfly’da oynarken taktığım tokaları…
Un bel di vedremo. Bir bakiiim. Ah, harika. Of be kızım, gözlerimi daha büyük göstermek için şuralara biraz koyu renk sür diye kaç kez söyleyeceğim ha! Biliyorsun bu eleştirmenleri. Her boka takarlar. Neyse, tamam tamam, elleme, yeter bu kadar, çekilebilirsin. Şimdi show time. Bakalım prime time programları yerine beni izlemek için yine akın akın gelmiş mi opera aşıklarım…
Una voce poco fa. Yepyeni bir ses bu…
Evet, doğru yanıt, Sevil Berberi. Rossini’nin ünlü yapıtı. Sayın izleyiciler, bu akşamki Çarkıfelek’te bir eser sorumuzu Semra Hanım bildi. Semra Hanım otuz bin puanınız var. Bu ne demek? Otuz milyon lira. Karşıdaki standımızdan neler seçeceksiniz? …
Yeter, lütfen yapmayın. Kaç isim istiyorsanız hepsini vereceğim…
Evet, o da vardı o gün toplantıda…
Evet, o da…
Ama o benim kocam…
Aaaaaa! Evet! O da vardı! Yapmayın, ne olur, o benim biricik oğlum, ona nasıl kıyarım, kıvırmayın ne olur! …
Diyaframdan derin bir nefes alıp içinde tutacaksın, daha uzun süre ve daha güçlü çıkar ses. Ses yükseltmek için durmadan çalışmak ve alıştırma yapmak gerek. Sesiniz cılız bile olsa, nasıl güçlendirebildiğinizi göreceksiniz. Elbette ki amaç bağırmak değil, ses çıkarmak ses, anlamlı, vurgusu doğru. En güzel alıştırmalardan biri de şu: Sırtını duvara daya. Topuklarını, başının arkasını, bedeninin arkasının her noktasını duvara değdirmeye çalış. Diyaframdan derin bir soluk al, tut karnında. Bedeninin arkasında her noktanda duvarı duyumsa ve soluğunu yavaş yavaş bırak, birdenbire değil, yavaş yavaş, evet işte böyle, aaaaaaaaa! Tekrarla. Şimdi de… eeeeeee! Evet, harika oldu! Şimdi öteki ünlüleri deniyoruz…
Ama bu duvar sırılsıklam hocam. Islak bu duvar…
Burası dam sayın madam batırfılay, eyir gondeyşınlı olacak deeldi ya…
Hava. Birazcık hava. Azıcık güneş. Saçlarım çok ıslandı. Boynum kireçlenecek. Bu kaskatı boynum yüzünden akşama sesim çıkmazsa ya…
Hey, yeterince isim verdiyse tamamdır, bırakın bu karıyı. Ötekine geçin. Bu damın altında daha ne sopranolar ötecek! …
Yarın, evde ne kaldıysa eskiciye satacağım…
İnsan Hakları Komitesi dünyaya mesaj gönderiyor. Yirmi birinci yüzyıla girmeye hazırlanırken tüyler ürperten bu görüntüler savaşın ne denli korkunç olduğunu gözler önüne seriyor. Haberlerimiz devam edecek. Gözünüzü bizden ayırmayın sayır seyirciler…
Afedersiniz, bu üç kollu şamdanı ünlü soprano Semra Birtek’den aldınız, değil mi? Kaça bırakırsınız?…
Hayır, oğlum ölmüş olamaz!...
Sevgili izleyiciler, ünlü sopranomuz bu geceki konserinde son olarak Puccini’nin Gianni Schicchi’sinden “O mio babbino caro”yu biraz değiştirerek okuyacak. Hoşça kal sevgili yavrum. “O mio bambino caro…”
Kitleleri cumhuriyetçi, laik bir çizgiye yeniden çekmek gerekmektedir. Parti liderleri bunun önemini iyi kavramış görünmemektedirler. Korkarım yakında demokrasiye hoşça kalın demek zorunda kalacağız sayın izleyiciler…
Saçlarım, yarın sabah saçlarımı güneşe çıkarmayı unutmayın. Addio del passato. Özgürüm. Kendimi gizleyeceğim, birazcık da. Özgürüm. Uzaklardan kelebekler çağıracağım sizleri için. Una voce poco faaaaaaaa!

 

DIGITAL COLORATURA SOPRANO

“Hard, it must be very hard. The end was clear from the very beginning. She was unique. No one like her will ever be born again. She is a miracle. She is an idol. I watched her and listened to her for years. I never missed any of her concerts, bought all her CDs and records; I collected all the interviews, everything written or published on and about her. I bought one by one whatever she sold to the cobbler. My house has turned into a Semra Can archive. I loved her with a never ending passion, I adored her. That’s why I visit her every week. She is my past, my present. Who knows, maybe my future too. Because I know her best, they asked me to make a TV program about her, a program titled “The End of the Digital Coloratura Soprano.” And I resigned from my position on Channel 9, shouting ‘Go to hell!’. ... Addio del passato. That was my most popular aria, from Verdi’s ‘La Traviata.’ Oh, you haven’t listened to it? It means ‘Farewell to the past.’ If you want I can sing it for you. ...Mrs. Can, first tell us why they gave you this name ‘Digital Coloratura Soprano’? Please, tell us why. ...Right, OK. Since childhood, I have had this gift to imitate, to utter every sound I heard. It’s as if there is a digital computer between my mouth and diaphragm, which records every sound it hears. Then, I find myself uttering the same sound. You know those Japanese miraculous synthesizers, you say something to the microphone, and the machine records your voice to a diskette, then on the keyboard you can play any piece of music with that sound recorded. Just like that. The voice or sound can belong to a man or a woman, to a child or an animal or it may even be the sound of a piece of furniture. No problem. I can imitate the voice of everyone, the sound of anything, as long as it has a sound, a voice. It is as if I am the shadow of anything I hear. Ombra leggiera. Oh, that’s another beautiful aria. From Giacomo Meyerbeer’s ‘Dinorah.’ ...Behold, you can never witness such a case once again in your life. This is the one and only case we have had the chance to observe in our crisis center. I pinch her flesh, she doesn’t react. When she can imitate every sound that is a virtual, she closes herself to reality. She has developed this talent to be ‘as if.’ It’s a sort of defense mechanism of course. Mrs. Can is the most precious patient we have here in our clinic. Take good care of her. She can appear in another identity anytime. ...Owing to this talent of yours dearest Semra, you have never been alone. But you sometimes confuse the setting and time. Well, they will of course be shocked and scared. Do you remember how you scared the hell out of that child? And then, the child started to cry, and you shouted at him, ‘Stop crying you fool, you think this is fearful, eh? Life will present to you such frightening experiences that you will miss my fearful voice! You’d better wake up to reality and kill whatever you have of life inside you. First, you must kill love. Don’t be late to see the truth and to sing your own song. Come on, sing your song to me! Sing it!’ Yes, that’s what you said to the child, and while his parents were looking at you in awe, you started to beat the poor child. ...Mrs. Can, what would you like to have become, if you hadn’t been a soprano? ...Oh, I would like to have become a nai* player. I would like to play the nai quietly in my haven. The opera and nai. What have the two got to do with each other? The nai sounds heavenly to me. They say its sound is the closest to human voice, didn’t you know? ...I hate you mom! Was your life so precious, eh? ...And, you should see those nai players exhaling into it with their heads leaning to one side; that has influenced me so much since my childhood. That’s why I took nai lessons. I still play it. ...Yes, we know that Mrs. Can, and you play it well. I’m sure our viewers are dying to hear you play just a tiny piece. But before that we have the commercials! Are you still with us? ...Please do not give me these pills. ...Why do you calm down only on the visit days Mrs. Can? I just don’t understand. ...When they came in for torture, would you do the injection to the palestine suspender, eh? She is screaming but you’re giving me the injection. When watching ‘Fire Everywhere’ on TV, she puts her ward aflame, and you give me an injection. Forgive me for saying so doc, but you look like dead hookers in this white uniform. You should put on some color. Then your small eyes would look bigger. And a pair of blue lenses. Like this! You see? And you put on these artificial eye lashes, that’s it. Now I’ve become very special, very different, right? But you’re always giving me injections. My arms have turned into a skimmer. Please let me, let me sing my song as I wish to. I have an interview on TV tonight. Tomorrow morning, the first thing you should do is to take my hair out to the sun, please do so. Please stop these injections. Please let me sing my song. I know you’re tired of my fans, this crowd upsets you but I am nothing without them. Ug,-ur Mumcu,** five million TL. ...It is the title of a famous play staged by the Ankara Art Theatre ...What is ‘Infantry Reserved’? ...Correct. Mrs. Semra Can, you have won sixty–five million Turkish liras so far. It’s your turn again. Where do the hands that have murdered millions of people hide? Ask the land you live on, she will tell you. ...Please comb my hair in the sun. It must shine a bit, tomorrow night is the gala. I am the dragon in Wagner’s ‘Sigfried.’ I can sleep by myself, please, I don’t need injections any more. ...Good evening ladies and gentlemen. Tonight, we will broadcast again our live program last week when our well-known digital soprano broke her famous NAI into small pieces. We hope our international pride Mrs. Semra Can recovers soon. Keep tuned to our channel and stop zapping! ...Contagious diseases, four million. ...It is the disease that mice lice contaminate human beings, and that has killed millions in history. ...Beep! ...Unfortunately, time is up! The correct answer was ‘What is plague?’ ...Please comb my hair properly. It is the visit day today. You will bring another nai for me tomorrow, you will, won’t you? And don’t forget the hairpins I put on in ‘Madame Butterfly.’ ...Un bel di vedremo. Let me look. Oh, great. But dear, how many times do I have to tell you to put some more dark color here so that my eyes look bigger, eh! You know these critics. They are the devils after details. Anyway, all right that’s enough, enough I said, you can leave. Now it’s show time. Let’s see if my opera fans have rushed to watch me on stage instead of watching prime-time nonsense on TV. Una voce poco fa. This is a new voice. ...Correct, yes, The Barber of Seville, Rossini’s famous work. Ladies and gentlemen, Mrs. Semra Can gave the correct answer to our final question tonight. Mrs. Can, you have thirty–thousand points, that means thirty million Turkish liras. From this stand of gifts you can select anything worth thirty million. ...Stop, please don’t do this to me. I will give as many names as you want. ...Yes, he was there at the meeting. ...Right, he was there, too! ...No! But that’s my husband. No! Yes, he was there too! ...What! Please, no, stop it, he is my one and only son. Stop twisting my flesh please. Okay, my son was at that illegal meeting too. ...Now, all you have to do is to inhale from your diaphragm and to keep your breath inside. Your voice will have a stronger volume and you will be able to sing longer with only one breath. Even if your voice is weak, you can improve your singing capacity by the help of these exercises. Of course, the point is not to shout more, but to utter the right meaning with the correct stress. One of the best exercises is this: Stand in front of a wall. Give your back to the wall. Your whole body from the heels to the head should touch the wall. Take a deep breath from the diaphragm, keep it in your tummy. Feel the breath in every cell in your back, and then exhale it slowly, no, not all of it at once, I said slowly. Yes, like this, aaaaaaaa! Right, now repeat. Now, try, eeeeeee! Yes! Exactly, perfect! Now, let’s try the other vowels. ...But sir, this wall is wet. ...Mrs. Butterfly, this is the torture room, you didn’t expect us to provide for you an air-conditioned room, did you? ...Some air, I need some fresh air please, a little sun. My hair is wet all over. I’ll have a stiff neck, and I won’t be able to sing tonight. ...Hey, she has confessed enough, and we have the names we wanted. That’s enough. You can let this slut go. Get the next one in. We will make many sopranos chirpy chirpy cheep in this room! Ha, ha, ha! ...Tomorrow, I’ll sell everything left in the house to the cobbler. The Human Rights Committee is sending a message to the whole world. When we’re getting ready for the twenty–first century, these abominable scenes, prove how terrible war is. More news coming up. Keep your eyes on us. ...Excuse me, you bought this antique candle from Mrs. Semra Can, didn’t you? Sell it to me, I can pay however much you want. ...Nooo! They can’t have killed my son, nooo! They had promised. ...Ladies and gentlemen, the last piece our famous soprano will sing for us tonight is from Puccini’s ‘Gianni Schicchi.’ She has changed the famous aria ‘O mio babbino caro’ a bit. Farewell my dearest baby. ‘O mio bambino caro.’ ...We must invite the masses to a republican and secular line of politics. The party leaders do not seem to have realized how vital this is. I’m afraid that soon we’ll have to say farewell to democracy, ladies and gentlemen. ...My hair, please don’t forget to take my hair out to the sun tomorrow. Addio del passato. I’m free. I’ll hide myself, so as not to die in our first meeting. I’m free. I’ll call butterflies for you from far away lands. Una voce poco faaaaaaaaaaaa!

______________

(*) NAI is a long wooden flute like musical instrument held
sideways. It has a deep sound with a mystical tone. It is very
difficult to play the Nai, or to get the right sound out of it as
the player must know how to put his lips on the mouth of the
instrument. It is an indispensable _member _of an orchestra
especially in Turkish Classical Music.

(**) UGUR MUMCU was one of the most famous journalists,
columnists, writers of Turkey, who devoted his life to doing
research into state terror, the affairs of the PKK, and of the
mafia. He was assassinated in 1993 by a bomb put in his car. The
assassin is still unknown. Many claim that there are evidences
against the state or the secret service. In the TV program
referred to here, the contestants are given the answers, they
decide about how much money they will win, and then guess the
right question. SAKINCALI PIYADE is the title of Ugur Mumcu's
most famous play he wrote to criticise the military takeover of
1971.


anasayfa/mainpage